![]() |
| Bu fotoğrafı ambiyans olsun diye koydum, asıl meselemiz Finler. [Cadez, Otherside (Karşıyaka), 2010, Helsinki] |

Bohem seçeneğini ankete koyan bizdik elbet. Lakin Bohem nedir? Geyik potansiyeli yüksek bir seyircimiz varmış anlaşılan. Bu iyi birşey olsa gerek. Lakin hakikaten "bohem" nedir babuş? Siriyısli. Türk Dil Kurumu (ne kadar güvenirsiniz bilinmez) şunu beyan ediyor:
bohem
sıfat Fransızca bohème
sıfat Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk)
"Gecenin bu saatinde bohem arkadaşlarımın bulunabilecekleri büyük bir birahanenin kapısı önünde durdum." - P. Safa
Hatta batı kökenli kelimeler sözlüğü ileri gidip daha agresif cümlelere yer veriyor.
bohem Fr. bohèmeYarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse veya topluluk): § "Gecenin bu saatinde bohem arkadaşlarımın bulunabilecekleri büyük bir birahanenin kapısı önünde durdum." -Peyami Safa, Bir Tereddüdün Romanı, 56; § "Batı âleminde bohem artistler veya anarşist gençler tarafından takılıp giyildiğini, onun da en az bizim kadar bilmesi lazım gelirdi." -Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, 19; § "Ferit, Azra’nın hayli bohem döşediği, köşe lambalarıyla aydınlatılmış salona dönmüştü." -Adalet Ağaoğlu, Üç Beş Kişi, 227; § "Bohem havalı kadın kapıyı açık bırakıp, çekip gitti." -Buket Uzuner, Şairler Şehri, 59; § "Bohem yaşam ne kadar gerilerde kaldı." -Tomris Uyar, Gündökümü, 103; § "Fikret Muallâ gibi "figürle yatıp, figürle kalkan" yüzyıl başındaki favorizmi, aradan geçen yıllar hiçbir şeyi değiştirmemiş gibi, kendi meşrebince sürdürmeye çalışan bohem bir ressam bile, arada bir dayanamayıp, dilerse soyut, non-figüratif resim de yapılabileceğini ispatlamak istercesine, ilginç, ama kendi zaman çizgisi içinde pek yeri olmayan resimler yapıyordu zaman zaman." -Ferit Edgü, Avni Arbaş, 14; § "Eski yıllardan tanıdığı bohem arkadaşlarıyla takılmaya başladı." -Ayşe Kulin, Bir Varmış Bir Yokmuş, 12; § "Her şeyi küçümseyen bir savrukluğa, bir tür ‘Asya tipi bohem’liğe dönüşmüştü." -Pınar Kür, Yarın Yarın, 80; § "Bir milletin, hatta bir sınıfın değil, bohem ve artist bir çevrenin sevdiği adam olarak kaldı." -Fethi Naci, Sait Faik’in Hikâyeciliği, 122; § "Zekayla fuhuş, ciddiyetle bohem, en parlak ümitlerle en karanlık ıstıraplar yan yanaydı." -Cemil Meriç, Bu Ülke, 149. 2. Kristaliyle ünlü Bohemya’da üretilen her türlü cam eşya: § "Çeşmibülbül, Saksonya, Bohem, Sevr, Beykoz işleri çıkaranlar bu nefis metaları billahi yok değerine satıyorlar." -Ruşen Eşref Ünaydın, Hatıralar I, 202; § "Gülerken dişlerinde bohem avizenin ışıkları sedeflenen ve hepsi de kendisine iri dudaklı, geniş ağızlı ve şehvani görünen küçük hanımların meclisinden ayrılmaya hiç de niyetli değildi." -Refik Halit Karay, Kadınlar Tekkesi, 224.
TDK bunu Fransızca'dan aldığımızı söylüyor. Bir de Fransızca sözlüğe baktım. Geçerli tek anlam, "Bohemyalı halk ve bu halka mensup birey". Kaynakları veremiyorum çünkü birçok yere baktım ve ortak kanıyı size aktarıyorum. Güvenilir olup olmadığını bilmediğim bir çevrimiçi sözlükte ise ikinci anlam olarak Bohemya Kristali'nin de "bohem" olduğu söyleniyor.
Larus sözlüğünde ise "Ortaçağ'da Bohemya'da yaşayan bir halk" tanımını takiben şöyle deniyor:
- Kuralları tanımayan sanatçı ve entel takımının içinde bulunduğu sosyal çevre ve üyeleri.
- Bu takımın yaşayış biçimi
Tüm yollar Bohemya'ya çıkıyor.
İyi de nasıl geliyor bu anlam değişikliği bu Fransızca lügata. Şöyle ki, yirminci yüzyıl yakınlarına kadar Bohemyalılar slavlar arasında çingene gibi görülüyormuş. Tasasız, günlük ve kafalarının estiğine göre yaşıyorlarmış. Batı Avrupalılar da bu insanları aşağılamak için böyle bu lafı hakaret gibi kullanıyorlarmış. "Cingen" gibi. Sonrasında da Henry Murger (Anri Mürje) adlı amca "Scènes de la Vie de Bohème (Sens döla vi dö bohem/Bohem hayatı) adında bir roman yazar 1851'de. Bu olayla birlikte kelime prestij kazanır. Adam aslında bunu satirik yazıyor ama insan işte...
Neyse böyle ufak bir ara. Şimdi burdan sinemaya nasıl bağlanır diye düşünüyor olabilirsiniz. Düşünmüyor da olabilirsiniz. Düşünmek isteyen düşünür sonuçta, düşünmek istemeyen de düşünmez. Ben burdan aziz dostum Aki'ye bağlıyorum tüm diskintinizi kulak arkası ederek, zira güzel bir nokta. Bunun da zirası babuşlar, Akiciğimin de filmi yaparken esinlendiği roman bu.
1992 yılında Aki Kaurismäki, yakın bir zamanda yazmayı planladığım, Jean-Pierre Leaud taraftarlarının yakından bileceği, "I hired a contact killer"dan hemen sonra "La vie de bohème"i çeviriverdi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
De ki: